

Türk futbolu nasıl kurtulur? Şimdilerdeki moda soru bu. Gerçekten nasıl kurtulacak Türk futbolu? Bu soruya tek bir cevap vermek mümkün değil. Saha içinden mi dönüşecek yoksa saha dışından mı onu kestirmek çok zor.
Sorunları açık yüreklilikle konuşursak cevapları da buluruz. Yüzlerce sorun sayabiliriz. Bunların başında donanımlı, eğitimli, spor ekonomisini bilen yöneticiler geliyor. Nitel
ikli yönetici sorunu, futbolumuzun kanayan yarası. Bunun okulu yok. Yöneticilik iş hayatındaki başarıya bağlı. İşinde başarılı olanlar hemen kendilerini tuttukları takımın yönetiminde görmek istiyor. Bir standardı olmalı yönetici ya da başkan olmanın. TFF bu standartları belirleyemiyorsa kulüpler kendi standartlarını kendileri belirlemeli.
Nitelikli yöneticiler mutlaka, altyapıya da müdahale edecektir, kurumsallaşmaya da. Futbol dışındaki diğer branşların da gerekliliğini ortaya koyacaktır. Hatta transferden takım oluşturmaya kadar karar vericiler teknik adamlar olacaktır. Ve bütün bu organizasyon nitelikli insan gücünün elinden çıkacaktır.
Geçenlerde bir yerde okudum, çok hoşuma gitti. Eski teknik direktörlerimizden biri büyük kulüp tarifi yaparken, ‘Şaibeye bulaşmayan’ ifadesini kullandı. Büyük kulüp olmanın gerçekten olmazsa olmaz şartı bu. Büyük kulüplerin hedefleri de büyüktür. Şikeyle, şaibeyle ne işleri olabilir ki! Büyük diye nitelendirdiğimiz kulüplerin sayısı zaten bir elin parmaklarını geçmiyor. Eğer bir futbol devrimi olacaksa bunu başaracak olan da bu kulüplerdir. Adları Fenerbahçe, Trabzonspor, Beşiktaş ve Galatasaray’dır. Bu kulüpler çağdaş yönetim modelinin amiral gemi
