

O cuma gecesi Çağlayan adliyesindeydim. Taraftarımızın arasında, onlarla birbirimizi kucaklayarak, şarkılar marşlar söyleyerek, birbirimizin içini ısıtarak bekledik umutla. Aziz Bey'in ve tüm diğer arkadaşlarımızın artık tutuksuz yargılanmasını istiyorduk. Beklentimizin haklı olduğunu biliyorduk. Coşku inanç vardı. Azim ve sevgi vardı, dayanışma ruhu vardı. Ben saat 02.00 ye doğru ertesi sabah Ankara'ya gitmem gerektiği için ayrıldım. Ardından maalesef olaylar çıkmış. Sevgili Cemil Turan ve Şekip Mosturoğlu ile davada tutuklu yargılanan diğer bazı arkadaşlar ve bazı yöneticilerin serbest bırakılmalarına karşın Aziz Bey konusunda haberler istenildiği gibi çıkmadığı için ortalık toz duman oldu.
O hafta maçımız istediğimiz gibi gitmedi. Maalesef Eskişehir'de mağlup olduk. Futbolcularımız bir gece önce Başkanlarının özgürlüğünü beklerken neredeyse sabahlamışlar, gerisi malum. Bu bir bahane olabilir mi? Hem evet hem de kesinlikle hayır. Çünkü her şeyden önce Başkan ve bu camia, futbolcularımızdan korakor mücadele istiyor. Sahada onuruyla, canla başla savaşan ruh da oyuncular görmek istiyoruz. Aykut Hoca da aynı görüşü soyunma odasında ısrarla futbolculara yansıtmış. Kesin haklı.
Aziz Bey 'in savunmalarını okuyorum ve son derece hayranım avukatlarıyla yaptıkları çalışmaya. Gerçekten tebrikler. İnsan tutuklu olmasa bile o kadar ciddi detaylı hazırlığı zor yürütür. O yüzlerce sayfada, kapsamlı bir genel savunma ve her tapeye detaylı bir noktasal yanıt dizisi var. İddianamedeki her tutarsızlık, her somut maddi hata, her çelişki inanılmaz ciddi bir çalışmayla yerine oturtulmuş, yanıtlanmış. Bravo demek düşüyor bizlere.
Düşünün, hatırlayın neler konuştuğumuzu aylardır. "Efendim iddianame ve savunma bekleyemezmiş, hemen karar alınmalıymış". Bizler ne dedik? "Savunma hakkı kutsaldır, aksi şekilde alınacak bir kararın vebalini kimse ödeyemez" dedik. Her gün sokakta, internette, ekranlarda, TV programlarında Fenerbahçe'ye karşı düzenlenen yargısız infaz seanslarına ve komplolara elimizden geldiği kadar set çektik. Özellikle Ömer Çavuşoğlu da çok etkili olduğu programlara katıldı. Kendisini 2F-1B programımızda bu süreçte konuk etmekten son derece mutlu olduk.Aldığımız son derece olumlu tepkiler ve mantığım, bana doğru yaptığımızı söylüyor. Artık Fenerbahçe'yi 3-4 kafadar buluşup-bazı sorumsuz kanallar hariç-öylesine ayak üstü kum torbası gibi dövmeye kalkışamıyorlar. Meydan boş değil ve ayrıca avukatlarımız da son derece başarılı bir tavır izleyerek saygı topluyorlar.
Bazı "büyük" kulüp başkanlarının takındığı hasmane tavır ve "savcı" rolünü anlamak kabul etmek mümkün değil. Ayrıca Başkan'ın davada gösterdiği Sturm-Graz maçı örneği, mükemmel bir yanıt olarak umarım birçoğunu utandırmıştır. Denizli-Fenerbahçe maçı için Denizli'ye verildiği söylenen teşvik primi konusunda bugüne kadar "Kamerun da Song'a gidin, ona sorun, bir milyon doları ona verdiydik" sözleri son derece sorumsuz ve komik. Ne zaman bunu gündeme taşısak, adımız "Galatasaray düşmanı"na çıkarılmak istendi. Ama işte ne var ki mızrak çuvala sığmayınca savcı da davayı açıverdi. Biz orada aynı hataya düşüp savcılık oynamaya kalkıp, GS yi suçlu ilan etmeyeceğiz. Ama ikaz etmeden geçemeyeceğim ki, sarı-kırmızılıların "hiç bir şeyden haberi olmayan, masum pembe yanaklı romantik genç kız" havası inandırıcı (!) olmadığı kadar, traji-komik. Umarım bu rüyaları kabusa dönüşmez ve artık bu krizde adı geçen takım veya kişilere karşı bir nebze olsun daha saygılı olmayı öğrenirler!
