

Asbaşkanımız Şekip Mosturoğlu’nun tahliye olduktan sonraki ilk mesajı “Ruhumuz içerde, bedenimiz dışarıda” Efsane kaptanımız Cemil Turan da “ Benim vücudum dışarı çıktı ama aklım ve kalbim daima orada” demişti. Bende bu ayki yazımı bu mesajlardan ilham alarak yazdım.
Bence Fenerbahçelilik ruhunu bedenden ayırmak çok zordur, ancak böyle olağan üstü zor şartlarda ruh bedenden ayrılmak zorunda kalır. Mosturoğlu ile Cemil kaptan’ın söylemek istedikleri bunlardı sanırım.
Fenerbahçe ruhunun mazisi, 104 yıllık bir geçmişe dayanır. Bu ruh kimlerden kimlere geçmedi ki? Kurucularımız, Ziya Songülen’den, Ayetullah bey’den Nurizade Ziya bey’den Şükrü Saracoğlu’na, Zeki Rıza Sporel’den, İsmet Uluğ’dan, Faruk Ilgaz’a, Ali Şen’den günümüze, yani Aziz Yıldırım’a kadar. Ve daha arada sayamadığım değerli büyüklerim. Daima, Ay Yıldızlı Bayrağı, Atatürk ve Cumhuriyetimizi en önde tutanlardı.
İstiklal Savaşı bile bu inanç, bu ruh ile kazanıldı. Cephelerde şehit olan Fenerbahçeli futbolcuları hiçbir zaman unutmadık.
Bu nedenle, bu inançla bu ruhu taşıyan insanlara daha toleranslı daha olumlu bakılarak hassas davranılmalıdır.
Zira bu ruhu taşıyanlar, Cumhuriyete ve Atatürk ilkelerine ihanet etmezler Ay Yıldızlı Bayrak ve Sarı Lacivert, onlar için bir başka değerdir. Safların her zaman en önünde yer alırlar, korku nedir bilmezler, onurlu ve gururludurlar.
Ben sokakta gördüğüm, sırtında çubuklu ya da Sarı lacivertli yüz binlerin bedenindeki Fenerbahçelilik ruhunu artık tüm Dünya bile gördü. Bizler o kadar çoğuz ki, sayılamayacak kadar çok, onur ve şeref duyulacak kadar çok..
