Kariyerinde iki de Milli Küme şampiyonluğu olan M.Reşat, 1936 Berlin Olimpiyatı’na katılmış, ancak savaş yıllarına denk gelen o dönemin, nice büyük futbolcuları gibi sadece 4 defa milli formayı giyebilmişti..
Fenerbahçe’nin unutulmazları arasında farklı bir yere konulması gereken bir isim idi Mehmet Reşat Nayır..Döneminde büyük başarılara imza atan “Yenilmez Armadanın” değişmeyen orta saha oyuncusuydu.. 1934-1937 yılları arasındaki üç yıllık dönemde sadece 2, evet (yazıyla iki !..) yenilgi alan o muhteşem fırtına takımın, “Cevat Sayit, Angelidis(Esat Kaner) ve M.Reşat’tan oluşan” ünlü orta sahasının sol kanadındaki süper klastı O..
Değerli futbol tarihçisi ve spor yazarı arkadaşımız Alp Bacıoğlu, son yayınladığı “ Zaman Tünelinde Fenerbahçe” isimli kitabında, M.Reşat Nayır üstadımızı bakın nasıl anlatıyor günümüz yeni nesil gençlerine:
“Son derecede mücadeleci, etkili bir futbolun yanı sıra, aynı zamanda çok teknik ve şiirsel bir oyun, sonuçta izleyenlere büyük keyif veren gösteri.. Ayrıca bütün bu fiziksel özelliklere ilaveten inanılmaz soğukkanlılık, efendilik ve rakibe duyulan saygıyı ekleyebilirsiniz.. ;İşte size döneminin en büyük futbolcularından birisi olan Mehmet Reşat Nayır…”
1911 yılında İstanbul’da doğmuş olan M.Reşat Nayır, filizden yetişme bir Fenerbahçeli idi..Futbol topu ile Fenerbahçe’nin 4 üncü takımında tanışmış, yani gözünü Fenerbahçe’de açmıştı..1929 da A takımı formasını ilk giydiğinde henüz 17 yaşında olan M.Reşat, futbolu bıraktığı 1940 yılına kadar 312 kez giydiği Fenerbahçe formasıyla sadece 14 gol atmış olmasını yadırgamamak gerekirdi.. Zira o dönemlerin geçerli oyun sisteminde orta alan oyuncuları pek yarı sahayı geçmez, gol atma görevi ileride görev yapan 5’li forvet oyuncularının işiydi!..M.Reşat; 1929-30, 1932-33, 1934-35, 1935-36 ve 1936-37 sezonlarında İstanbul Ligi şampiyonluğunu kazanan takımın as futbolcusu olarak alkışlanırken, Fenerbahçe takımı 1934-35 sezonunda aldığı 2 yenilginin dışında, bütün bu şampiyonlukları “Yenilgisiz” kazanıyordu..Hele hele 1936-37 sezonunda fırtına gibi esip,tüm maçlarını hiç puan kaybetmeden kazanan Fenerbahçe, attığı 47 gole karşın kalesinde sadece 1 gol görüyordu..İşte Fenerbahçe’yi “Halkın sevgilisi” yapıp milyonlara sevdiren, o yıllarda sahalarda fırtına gibi esip, ezeli rakiplerine göz açtırmayanlar bu kahramanlardı!..
Kariyerinde iki de Milli Küme şampiyonluğu olan M.Reşat, 1936 Berlin Olimpiyatı’na katılmış, ancak savaş yıllarına denk gelen o dönemin, nice büyük futbolcuları gibi sadece 4 defa milli formayı giyebilmişti.. Zira 2.Dünya Savaşı özellikle Avrupa’yı kasıp-kavururken, kimsenin aklına milli futbol maçı yapmak gelmiyordu kuşkusuz!.. Ara sıra Muhtelit (Karma) veya Halk Evleri Muhteliti adıyla yapılan uluslar arası karşılaşmalar da “Milli maç” olarak FİFA tarafından kabul görmüyordu!..Günümüzde olsa, yüksek futbol tekniği nedeniyle 35-36 yaşlarına kadar top koşturur ve muhtemelen de 80-90 kez milli olurdu!..
Talihsiz bir sakatlık sonucu henüz 29 yaşında, hem de en verimli çağında iken futbolu bırakmak zorunda kalmıştı..Ne yazık ki, günümüzde muhtemelen çok kolay tedavi edilebilecek bu sakatlık, o günlerin koşullarında böyle bir yıldızının spor yaşantısını sonu olabiliyordu!..
Faal futbolculuk yıllarından sonraki yaşamında da, aynı çizgisini korumuş gerçek bir “ İstanbul Beyefendisi” idi...Kimsenin kalbini kırmamaya özen gösterir, belki de bu nedenle fazla ve uzun konuşmayı pek sevmezdi..
İstanbul futbol ajanlığı ve futbol hakemliği yaptığı kısa dönemlerin dışında, hep bir şekilde Fenerbahçe’ye hizmet etme gayreti içinde oldu. 1962-64 döneminde Fenerbahçe Yönetim Kurulu üyeliği de yapan bu büyük Fenerbahçeli, 1992 yılında kızı ile birlikte Faruk Ilgaz Tesisleri’nden evine döndükten 10 dakika sonra geçirdiği kalp krizi sonucu Yüce Tanrı’nın rahmetine kavuştu. Nur içinde yatsın.. |